27 Ağustos 2010 Cuma

Mezun Olunca, Kendinizi Bu Listeye Eklemek mi İstiyorsunuz ?



Ülkemizin Helen iş bulma kapısı olarak üniversiteyi görüyor ancak sonuçta gerçeğin böyle olmadığı bir türlü kavranmıyor.Fen Edebiyat yada eğitim fakültelerini kazananlar gidip gitmemeyi bir kez daha düşünsünler

Türkiye'de eğitim fakültelerinden yılda 50 bine yakın mezun çıkarken milli eğitim her yıl ortalama 20 bin yeni öğretmen atıyor. Sendikalara göre 300 bin, MEB'e göre 100 bin öğretmen açığı var. Sendika verilerine göre atama beklerken yaşamına son veren öğretmenlerin sayısı 18'i buldu. İnşaat işçiliği, hamallık yapan öğretmenlerin sayısı artıyor. Son olarak Çorlu'da ücretli öğretmenlik yapan din kültürü öğretmeni Ahmet Fazlı, yazları ücret alamadığı için çalıştığı okulda hamallık yaparken kalbine yenildi. Kanser hastası öğretmen Şafak Bay'ın öncülüğünde kurulan 'Ataması Yapılmayan Öğretmenler Platformu' ise 327 bin kişinin sesini duyuruyor


SEN NİYE ATANAMIYORSUN DİYORLAR
ZUHAL (Mersin): Garsonluk yaptım, dershanede çalıştım. Ben doğulu bir ailenin kızıyım, ister istemez bir baskı yaşıyorsun. Kendini kanıtlayabilmen için ekonomik özgürlüğünün olması gerekiyor. Öğretmen olman veya dört yıllık bir üniversite mezunu olman hiçbir şeyi değiştirmiyor. Paranı kazandığın anda ailendeki bireylerin sana verdiği değer değişiyor. 'Öğretmensin niye yapmıyorsun bu işi?', 'Her defasında 20 bin öğretmen atanıyor, sen niye atanamıyorsun?' İnsanlar zekanı bile sorgulamaya başlıyor. İntihar eden arkadaşlardan bir tanesi bir çay ocağında çalışıyor ve sanırım patronu bardağı kırdığı için fırça atıyor ve o kişi gidip kendini asıyor.
HAYALİ BİLE ARTIK UZAK
DENİZ (Mersin): Ataması yapılmayan, kanser hastası Şafak Bay'ın abisiyim. 8 yıldır atama bekliyorum. Çorap satarak, garsonluk yaparak geçimimi sağladım. Gece bekçiliği, boyacılık yaptım. Önceden öğretmenlikle ilgili hayal kurabiliyordum, artık hayali bile uzak Gidiyorsun dershaneye, 200 TL teklif ediliyor. Bu kadar mı değersiziz? Güvencemiz yok, paramız yok... Kardeşim Şafak'ın mücadelesini bütün Türkiye gördü.
AKLIMDA BÖYLE BİR HAYAT YOKTU
ASlI (Ankara): 3 yıldır ataması yapılmayan bir İngilizce öğretmeniyim. KPSS bizi ölçen bir sınav değil. Orada bir tane bile İngilizce soru sorulmuyor. Branşımla hiç ilgisi yok. Annem temizlik şirketinde taşeron işçi, asgari ücretle çalışıyor. 4 kardeşiz, en büyükleri benim. Şu anda sekreterlik yapıyorum. Üniversiteye girerken aklımda böyle bir hayat yoktu.
KPSS YUVAMI YIKTI
MEFTUN (Çorum): 2000'den beri KPSS'ye giriyorum. KPSS yüzünden eşimden ayrılmak zorunda kaldım. Atamam olmayınca kredi çekip internet kafe açmıştım. 2002 krizi her şeyimi aldı. Evliliğim sadece 7 ay sürdü. 1 puan farkla atamam yapılmadı. İnşaatlarında tesisatçılık öğrendim. 35 yaşıma geldim. Hiçbir şeyim yok. Evlenememişim, baba olamamışım özgüvenim bitti.

Kaynak

Öss Sınav Sonuçları

26 Ağustos 2010 Perşembe

İşte Ünlülerin Mezun Olduğu Okullar


• Teoman - Boğaziçi. Sosyoloji
Fahriye Evcen-Düsseldorf Heinrich-Heine Üniv.Sosyoloji
• Cem Yılmaz - Boğaziçi Turizm ve Otel Yön.
Nil Karaibrahimgil – Boğaziçi .Siyaset Bilimi ve Ulus. İliş.
• Gülse Birsel - Boğaziçi Ekonomi
Şahan Gökbakar - Bilkent Müzik ve Sahne Sanatları
• Tamer Karadağlı - Bilkent Sahne Sanatları ve Güzel Sanat.Tiyatro
Serdar Ortaç - Bilkent Amerikan Dili ve Edebiyatı
• Şebnem Ferah - İstanbul.İngiliz Dili ve Edebiyatı
Tuba Büyüküstün-Mimar Sinan Sahne Dekorları-Kostüm Tasarım
• Okan Bayülgen - Mimar Sinan Devlet Konservatuarı
Engin Günaydın - Mimar Sinan Devlet Konservatuarı
• Beren Saat - Başkent İşletme
Ebru Güzel - Marmara İşletme
• Kenan İmirzalıoğlu - Yıldız Teknik Matematik
Beyazıt Öztürk - Anadolu Üniv. Güzel Sanatlar – Seramik
• Ferhat Göçer - İstanbul Üniv. Tıp
Cansu Dere - İstanbul Arkeoloji
• Candan Erçetin - İstanbul Üniv. Arkeoloji
Funda Arar - İTÜ Devlet Konser. Türk Musikisi
• Ata Demirer – İTÜ Devlet Konser.Türk Müsikısi
Mehmet Ali Erbil - Ankara Devlet Konser.Tiyatro
• Sertap Erener - İstanbul Devlet Konservatuvarı
Mehmet Ali Alabora - İstanbul Üniv.Devlet Konser.
• Hande Ataizi - İstanbul Üniv. Devlet Konser. Tiyatro
Sarp Apak - Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Oyunculuk
• Murat Dalkılıç - Beykent Oyunculuk
Uğur Dündar - İstanbul İktisat Fak. Gazetecilik


Kaynak : habertürk

Eğitim İşi Sabır İstiyor


Bugünkü Pazarlama Doktora mülakatında Jüride bulunan değerli Hocamız Prof Dr. İsmail Kaya'nınaşağıdaki yazısı Türk eğitim sisteminin realitesini bizlere gösteriyor. Vakit bulursanız okumanızı dilerim .

Üniversitelerde bir ders dönemi daha kapanıyor. Bir tarafta girmek, öte yanda da kurtulmak için can atanlar… Ayrıca, mezuniyet sevinci veya hayata atılmak korkusuyla, Yüksek Lisans durağına sığınanlar da var.

Üniversitelerimiz ne âlemde? Bilime mi, piyasaya mı çalışıyorlar? ‘Her İl’e bir-iki’ deyip açılan kamu ve özel yeni üniversiteler derde derman oluyor mu? ‘Mezunlar iş bulamıyor, o halde üniversite eğitimi yetersiz’ hükmü doğru mu? Yoksa eğitimde yetersizliğin başka sebepleri mi var? Üniversiteler öğretmekten, öğrenmeye ve bilgi üretmeye zaman mı bulamıyorlar? Yoksa klikleşmeyle meşgul; ideolojilerini ve sıradan çalışmalarını bilim diye satmaya mı uğraşıyorlar? Doçentlik sınavlarında (2009) 100 den fazla etik ihlal dosyası neye işaret ediyor?

Ne yazık ki, üniversiteler giderek dershaneleşiyor, okumuş eleman yetiştiren birer meslek okuluna dönüşüyorlar. Gençlerimiz hayata, iş yapmaya, bir şeyler üretmeye yeterince hazırlanamıyorlar. Pek çoğu, bir meslek ve bir diploma sahibi olmanın, işte ve hayatta başarı için yeterli olacağını sanıyor. Üretken ve kaliteli bir insan olmayı, birlikte üretip, bir arada yaşamayı, üniversitede dahi öğretemiyoruz.

Devlet üniversiteleri öğrencinin kremasını alıyor ve bunları kalabalık içinde köreltiyor. Özel üniversiteler ise kontenjan doldurmak ve bütçe denkleştirmek peşindeler. Ekrandan ekrana gezdirdikleri PR’cı kadrolarla oluşturmaya çalıştıkları algılar gerçeklerle örtüşmüyor.

Devlet ve “vakıf” okulları beklendiği gibi birbirlerine rakip olamadılar. Eğitim karşılıklı olarak sulandırılıyor. Yeni araştırma alanlarıyla değil, yeni meslek kurslarıyla övünüyorlar. Meslek okulları/kurslarıyla üniversiteler/fakülteler arasındaki farklar kapanıyor. Sayıları artsa da, araştırmalar, tezler zayıflıyor. Bilimsel düzey düşüyor.

Bütün bunlara bir de hızla artan akademik kadro ihtiyacı eklenince, acelecilik artıyor, standartlar düşüyor, durum daha da ciddîleşiyor.

Hayat aceleye gelmiyor, eğitim işi sabır istiyor

21 Ağustos 2010 Cumartesi

Bu Bölüme Gidilir : Bilgi Ün.Pazarlama


Pazarlama yakın gelecekte en fazla önem kazanacak konudur. Bu bölüm bugüne kadar işletme bölümleri içinde bir alt dal şeklindeydi.Pazarlama öğrenmek için istmediğiniz halde muhasebe finans dış ticaret insan kaynakları gibi alanlardada bilgiler almak zorundaydınız. Pazarlama ismi ile ancak 2 yıllık yüksek okullar şeklinde bu eğitim veriliyordu.Bu da okudukları okulun 4 yıllık olması konusunda ısrarcı olanları pek tatmin etmiyordu. 2 Yıllık pazarlama bölümleri İstanbul'da Aydın, Bahçeşehir, Beykent, Yeni Yüzyıl gibi üniversitelerin bünyesinde yer alıyordu. Yada İletişim Fakültelerinin Reklamcılık ,Halkla İlişkiler ve Tanıtım ,Görsel İletişim Tasarımı gibi bölümlerin içerisinde kısmen anlatılıyordu. Artık Pazarlama Öğrenmek için Bunların dışında çok iyi bir yolunuz daha var. Bilgi Üniversitesi sayesinde 4 yıllık Pazarlama Bölümü bu yıl açılmak üzere. Bu yıl ek kontenjan kılavuzunda Bölümün adını görürseniz direk yazabilirsiniz. Bilginin reklamcılığı zaten en iyi Reklamcılıktı. Şu an pazarlama ile bu alanda yeni bir bölümü daha açarak büyük bir başarı gösteren Bİlgi Üniversitesi İdarecilerini kutlarım .
Kaynak :

19 Ağustos 2010 Perşembe

DİPLOMA EŞİTTİR “MAAŞ CÜZDANI” MI?


Bir süre önce çoğu kişinin en büyük isteği “iyi bir tahsil yapmak” ve, “iyi bir okuldan iyi bir diploma almak”tı. Bu durum bugün tamamen değişmiş değil. Fakat diplomalar tıp, hukuk, eczacılık gibi alanlar dışında iş garantisi sağlamıyor.

Mezuniyetten sonra ise yakınmalar başlıyor. Devlet bize is vermeyecekti de niye okuttu? Bu yaklaşım yetenek ekonomisinin dinamiklerine göre oldukça geride. Size kazanmak için iki sihirli sözcük söyleyeceğim; bugün bilginin yanında “yaratıcılık ve girişimciliğe” ihtiyaç var.
Kaynak

18 Ağustos 2010 Çarşamba

Üniversite Kontenjanlarının İşsiz Mezundan Haberi Yok


İşsizlik oranı en fazla olanlarda bile kontenjan arttı. Mezunların yüzde 31'i boşta geziyorKaynak

Üniversitelerin 2010 yılı kontenjanları, kontenjan planlaması yaparken Türkiye’deki istihdam koşullarını pek de dikkate almadıklarını ortaya koydu. Üniversiteler mevcut mezunlar arasında işsizlik oranı en fazla
olan alanlarda bile yüksek oranlı kontenjan artışlarına gittiler. MÜHENDİSLİK GÖZDE AMA İŞSİZLİK YÜKSEK

Üniversite yerleştirme puanlarına göre öğrenci alan lisans programlarını kapsayan hesaplamaya göre oransal olarak en yüksek kontenjan artışı sanat eğitimi veren programlarda gerçekleşti. Bu alanda kontenjanlar %59.8 arttı. Oysa TÜİK’in gençlerin istihdamına ilişkin istatistiklerine göre, 15-34 yaş grubunda mezun olduğu okula göre istihdam oranının en düşük olduğu alan sanat. TÜİK’in verilerine göre sanat eğitimi alan mezunların ancak %54’ünün bir işi var ve mezunların %46’sı boşta geziyor.

Sanat alanında eğitim veren üniversite bölümlerindeki yüksek kontenjan artışı, geçen yıl ilk yerleştirmede kontenjanların %10.5’i boş
kalmış olmasına rağmen bu sene de gerçekleşti. Yüksek kontenjan artışının hem yüksek işsizliğe hem de kontenjanların tam olarak dolmamasına rağmen yapılması, çelişkiyi daha katmerli hale getiriyor.

ÇARPIKLIK TEMEL BÖLÜMLER İÇİN DE GEÇERLİ

Sorun sadece sanat dallarıyla sınırlı değil. İşletme ve yönetim gibi toplam kontenjan içinde %21.3 ile en yüksek paya sahip alanda da
aynı çarpıklık bulunuyor. TÜİK’in araştırmasına göre bu alanda genç mezunlar arasındaki istihdam oranı %63. Yani genç mezunların %37’si
boşta. Buna karşın üniversiteler, bu alandaki kontenjanlarını %18.8 oranında artırdılar. Kontenjanlarındaki toplam artışın %22.4’ü bu alandaki artıştan kaynaklandı. Geçen yıl bu alandaki kontenjanların %8.8’i ilk yerleştirmede boş kalmıştı. %44.5 ile en yüksek ikinci kontenjan artışının olduğu Sosyal bilimler ve davranış bilimleri alanında da boşta gezenlerin oranı %31.5’i geçiyor. Mühendislik ve bilgisayar
gibi en gözde alanlarda da durum pek farklı değil.

Mühendislik dallarından mezun olanların %22.4’ü bir işte çalışmıyor durumdayken, bu alandaki kontenjan artışı %22.4 ile ortalamanın üzerinde.

Mezunlarının %35.6’sı boşta gezen bilgisayar alanındaki kontenjan artışı ise %19.5. Geçen yıl mühendislik kontenjanlarının %6.9’u,
bilgisayar bölümlerinin kontenjanlarının ise %26.5’i boş kalmıştı.

İşsizi az olan alanlarda kontenjan artışı düşük

İşsizi yüksek alanlarda kontenjan artışları yüksek tutulurken, işsizlik
oranının en düşük olduğu alanlarda kontenjan artışları ortalamanın çok
altında kaldı. En düşük oranlı kontenjan artışı, istihdam oranının en
yüksek olduğu alanlardan birisi olan veterinerlikte gerçekleşti.

11 Ağustos 2010 Çarşamba

İşsiz Kalacağınız Bir Yola Doğru Adım Atmak Zorunda Değilsiniz


Dünyanın Gündeminde İşsizlik ve İşsiz Kalma Korkusu Var.Bu şu an alacanız kararlar sonucu size de yansıması muhtemel bir problem
ILO'nun gençlerin istihdamı konusundaki raporunda, ''dünyada gençler arasındaki işsizliğin hiç olmadığı kadar üst düzeye ulaştığı ve bu yıl içinde daha da artmasının beklendiği'' belirtildi.
Araştırmayı yapanlardan ekonomist Sarah Elder, bu gençlerin ''tüm girişimleri yaptığını ancak kapıların yüzlerine kapandığını'' belirtti. Gelişmekte olan ülkelerdeki gençlerin, bu durumdan özellikle etkilendiği, iş sahibi olan gençlerde de bu durumun iş saatlerinde azalma ve ücretlerde düşüş şeklinde kendini gösterdiği belirtildi.

Pazartesi gününe dek sınav sonuçları açıklanacak . Eğer bir bölümü kazandıysanız, bu bölüm 4-5 yıl sonra sizin bir iş bulmanızı sağlamalı .Sağlamıyorsa sakın kayıt yaptırmayın . 1 yıl ingilizce öğrenin sonraki yıl yeniden sınava hazırlanın,yada farklı bir yol seçin. Eğer kazanamadıysanız ek kontenjan kılavuzunda artık bölümlerin taban sıralamaları da olacağı için daha rahat ve kolay bir tercih yapabilirsiniz. Kılavuzda sıralamanıza uygun olan ve işe yarar bir bölüm varsa yazın yoksa final gibi iyi bir dershaneye gidin ve 1 yıl daha hazırlanın. Mezun olduktan sonra sizi işsiz bırakacak bir okulu her ne sebeple olursa olsun asla ve asla okumayın.Bu okulun sizi işsiz bırakma olasılığını ise bize sorun. Aslında çözüm 5 yıl sonra iş bulma şansı yüksek olan,kendi işinizi kurabileceğiniz yada sizi yurtdışına çıkaracak mesleklerde. Bunlarıda ben biliyor ve beni davet eden her eğitim kurumunda anlatıyorum.

İNSAN İÇİNE ÇIKAMAZ OLDUK
'24 yaşına geldim, askerliğim hala duruyor. Evlenmek istiyoruz, iş yok güç yok, nasıl evleneceksin! Bazen kendime kızıyorum, niye okudum diye. Çünkü okumayan pek çok arkadaşım hem vatani görevlerini yerine getirdiler, hem de hepsi iş güç sahibi oldu, çoluk çocuğa karıştı. Ya biz?.. Ailelerimiz de çok üzülüyor. Oysa onlar için ne hayallerimiz vardı. Okulumuz bitecekti, atanacaktık, bizi bu günlere getiren anne babamıza güzel günler yaşatacaktık...


Kriz Ülkemizde de üzücü sonuçlar doğuruyor.Örnek
A.D-23 Öğrenci / İzmir
Okumak için bu işi yapıyorum
Üniversite öğrencisiyim. Önümüzdeki yıl mezun olacağım. Üç yıldır bu şekilde para kazanıyorum. Annem ve abilerim part-time bir ofiste çalıştığımı biliyorlar; babam ben lisedeyken vefat etti. Üçü evli olan dört ağabeyim var ancak bana yardım etmeleri mümkün değil, herkes geçim derdinde sonuçta. Gündüz okulda olduğum için bazı geceleri ortalama 2 ya da 3 görüşme yapıyorum. Mühendislik fakültesinde okuyorum ve haftada 600-800 TL arasında kazanıyorum. Okumak için bu işi yapmaya mecburum.